KIRIK HAVALAR
DEVRENT DERESİNE DUMAN BÜRÜDÜ


Repertuar No
10 
Yöresi- İli
İlçesi- Köyü
-  
Kaynak Kişi
Derleyen
Notaya Alan
İcra Eden
 
Makamsal Dizi
Konusu - Türü
Karar Sesi
La 
Bitiş Sesi
La 
Usül
2/4 
En Pes Ses
La 
En Tiz Ses
Do 
Ses Genişliği
10 Ses 
Youtube Linki
 




TÜRKÜNÜN SÖZLERİ

DEVRENT DERESİNE DUMAN BÜRÜDÜ (of of)
YEDİ DEVEYİLEN MUSA'M YÜRÜDÜ
MUSA'MIN CİĞERİ MOSMOR OLDU ÇÜRÜDÜ (of of)

AĞLASIN AĞLASIN ANAM AĞLASIN
TÜLÜ MAYALARI DUDU BAĞLASIN

DEVRENT DERESİNE ÇIVGINLAR ESTİ (of of)
ELİMİ KOLUMU POYRAZLAR KESTİ
FELEĞİN BİZLERE BÖYLE Mİ KASTI (of of)

DEVRENT DERELERİ DAR GELDİ BANA
VADESİZ ÖLÜMLER ZOR GELDİ BANA

DUDU : İsim, Yaşlı hanımlara verilen bir ünvan
ÇIVGIN : Rüzgar ve karlı yağmur
TÜLÜ MAYA : Uzun tüylü deve
VADESİZ : Zamansız

 

TÜRKÜNÜN ÖYKÜSÜ

     Olay 12 Şubat 1933 tarihinde, Denizli İli'ne bağlı, bugün Buldan-Derbent Barajı'nın dolgusunun bulunduğu "Derbent Deresi" denilen yerde geçer.
     Deve kervanı, Derbent denilen yerden geçerken tipiye yakalanır. Tipiden önünü göremeyen develer uçurumdan aşağı yuvarlanır. Musa, Veli ve Süleyman isimli kervancılar da develeri kurtarmak ve yola devam etmek için çabalarlar. Ancak  çok soğuk hava ve tipi ile bitkin düşen kervancılar orada donarak hayatlarını kaybederler.
     Daha sonra Derbent Köyü'nden Ayşe ve Fatma Hanımlar, ölen kervancılara bu ağıdı yakarlar.

Derbent Deresi'ne duman bürüdü 
Yedi devesiyle Musam yürüdü 
Musam'ın ciğeri mosmor oldu, çürüdü 
Derbent Dereleri dar geldi bana 
Vadesiz ölümler zor geldi bana

Derbent Deresi'ne çıvgınlar esti 
Elimi, kolumu poyrazlar kesti 
Feleğin bizlere neyimiş kastı
Derbent Dereleri dar geldi bana 
Vadesiz ölümler zor geldi bana

Derbent Deresi'nden biz de geçelim 
Sılaya varmaya yollar açalım 
Deve kirasından biz vaz geçelim 
Yıkıldı develer kaldıramadım 
Tutuldu dillerim söyleyemedim

Derbent Deresi'nde üç yiğit buydu 
Musa'mın gözünü kargalar oydu 
Musa'mın öldüğün anası duydu 
Ağlasın ağlasın anam ağlasın 
Ötkün besereyimi duda bağlasın 

Derbent Deresinde bir bölük koyun 
Musa'm elbiseni hamamda soyun 
Musa'mın öldüğünü yolcuya sorun 
Ağlasın ağlasın anam ağlasın 
Ötkün tülülerimi duda bağlasın

Derbent Deresi'nde develer katar 
Musa'mın ölüsü çaylarda yatar 
Kula'nın yolcusu gel bizi kurtar 
Derbent Dereleri dar geldi bize 
Vadesiz ölümler zor geldi bize

Derbent Deresi'ni kar gene bastı 
Sağımdan, solumdan tufanlar esti 
Sılada yavuklum umudu kesti 
Ağlasın ağlasın anam ağlasın 
Ötkün tülülerimi duda bağlasın

Derbent Çayları da arpayla doldu 
Veli oğlanın gözünü kargalar oydu 
Alacanlı iken de kabire kondu 
Ağlasın ağlasın anam ağlasın 
Benim kara mayamı kimler bağlasın

Derbent Dereleri kan ile doldu 
Musa'mın gözünü sansarlar oydu 
Elim üşüdü de bedenim buydu 
Ağlasın ağlasın anam ağlasın 
Benim kara mayamı kimler bağlasın

Derbent'e varmaya mecal kalmadı 
Yoldan geçen atlılar bizi almadı 
Dünyanın malında gözüm kalmadı 
Yatırdım devemi kaldıramadım 
Tecellim böyleymiş bildiremedim

Evimizin önünde bir dönüm avlı 
Avlının içinde kır atım bağlı 
Musa'mı sorarsan bir evin oğlu 
Yanmadık mı kaldı bu yiğitlere 
Cennet mekan olsun bu şehitlere

Arkamı dayadım sarı kayaya 
Yükümü yüklettim tülü mayaya 
Canımı değiştim kayma paraya 
Ağlasın ağlasın anam ağlasın 
Tülü besereğimi duda bağlasın

Derbent Deresi'nde kar bulamadım 
Yıkıldı devemi kaldıramadım 
Kalmışım tufanda kurtulamadım 
Derbent Dereleri dar geldi bana 
Vadesiz ölümler zor geldi bana

Değirmenin bendine yükümü yıktım 
Katarladım deveye katara kattım 
Kafamı kaldırdım havaya baktım 
Ağlasın ağlasın anam ağlasın
Tülü maya mı da kimler bağlasın 

Değirmene vardım yükümü yıktım 
Kaldırdım kafamı havaya baktım 
Ben bu tatlı canı ucuza sattım 
Kudretten karadır Musa'mın kaşı 
Her daim böyledir feleğin işi

KAYNAK: Türk Halk Müziği ve Oyunları, 1. cilt, sayfa: 70, 1983- Ankara, Ha¬zırlayan: Mustafa Subakan.

AÇIKLAMA:
Çıvgın: Rüzgar ve karla karışık yağan yağmur.
Kira: Ücret.
Buymak: Üşümek, donmak, 
Beserek: Tüylü ve besili erkek deve.
Tülü: Erkek deve.
Maya: Dişi deve.
Tecelli: Alın yazısı, kader 
Avlı: Avlu.

                                              Öyküleriyle Ağıtlar
                                              Ahmet Z. ÖZDEMİR