UZUN HAVALAR
BEN DE YETİM SEN ÖKSÜZ BEN DE YETİM


Repertuar No
545 
Yöresi- İli
İlçesi- Köyü
-  
Kaynak Kişi
Derleyen
Notaya Alan
 
İcra Eden
Makamsal Dizi
Türü
Karar Sesi
La 
Bitiş Sesi
 
Usül
 
En Pes Ses
 
En Tiz Ses
 
Ses Genişliği
 
Youtube Linki
 


                    Kaynak kişiden


TÜRKÜNÜN SÖZLERİ

(anam) BEN DE YETİM
SEN ÖKSÜZ (oğul) BEN DE YETİM
(di gel beşirim aman ey)

(yar) BİNMİŞSİN (ANAM) AŞK ATINA (ey)
(oğul) YAVAŞ GET BEN DE YETİM
(amman aman aman aman)
GEL AZ BUÇUK ESMERİM
(aman şekerim aman ey)

(yar) BİNMİŞSİN (oğuL) AŞK ATINA (ey)
(oğul) YAVAŞ GET BEN DE YETİM
(amman aman aman aman)
GEL AZ BUÇUK ESMERİM
(aman şekerim aman ey)

 

TÜRKÜNÜN ÖYKÜSÜ

     İskender Paşa Mahallesi'ndeki konağında ikamet eden Necip Ağa, aynı zamanda Diyarbakır'ın ileri gelen ailelerinden olan Hevedanlı Ailesi'nin önde gelenlerinden olup, sözü sohbeti dinlenen yardımsever, hoşgörülü birisidir.
     Necip Ağa'nın yakınlarından biri vefat eder. Anneleri daha önce vefat ettiği için yetim iki kız çocuğunu konağına getirterek onlara kendi çocukları gibi sahip çıkar. Bu yetimlerden birisi yetişkin, diğeri ise henüz küçük olup ilkokula gitmektedir.
     Necip Ağa, bu iki yetimle çok ilgilenir, konaktaki diğer çocuklara ne alırsa onlara da aynısını hatta daha fazlasını alır.
     Konağın ufak bir odası, yemiş odası olarak kullanılmaktatır. Bu odada pestil, sucuk, kesme ve leblebi gibi kuruyemişler bulunur. Odanın anahtarı da evdeki dadıdadır. Birgün Necip Ağa, dadıdan bu anahtarı alarak yetimlerin büyüğü olan Nesibe'ye verir ve ona şöyle der; "Kızım bu anahtar bundan sonra sende kalacak. İçeride bildiğin gibi yemiş var. Çocuklar okuldan geldikten sonra odayı açıp onlara gerektiği kadar bu yemişlerden verir, sonra kilitlersin" der. Nesibe, "Amca ne dediysen aynısını yapacağım" diyerek Necip Ağa'nın elini öpüp yanından ayrılır.
     Birgün küçük yetim Necmiye okuldan erken döner ve ablasına, "Bana biraz pestil ver" der. Nesibe, "Olmaz, bekle diğerleri de gelsin hep beraber yersiniz" deyince Necmiye sızlanarak ablasına "Anahtarı ver ben açayım, çok az alacağım" der. Ablası, "Olmaz bana emanet edilen bu anahtarı kimseye vermem" der. Necmiye, "Abla ne olur, o zaman sen ver, ben senin düğününde sana türkü okurum" deyince ablası "Terbiyesiz bu nasıl söz, ne düğünü ?" diyerek kızar. Daha sonra diğer çocuklar da okuldan gelince hep beraber Nesibe'nin verdiği yemişleri yerler. Sonra kendi aralarında oynarlar.
     Konakta "şehriye" kesme günüdür. Tanınmış ailelerin hanımları ve yetişkin kızları konağa gelerek şehriye kesmeye başlarlar. Bu arada Mardin Kapısı'nda oturan Mehmet Efendi'nin hanımı Nesibe'yi görür ve beğenir. Evine döndüğünde Mehmet Efendi'ye bu yetim kızın çok güzel, terbiyeli ve maharetli olduğunu söyler. Bu kızı Necip Ağa'dan oğullarına istemesini söyler ve kız Necip Ağa'dan istenir, söz kesilerek şerbeti içilir.
      Düğün hazırlıkları yapılır ve düğün günü gelip çatar. Çalgılar çalınır, yemekler yenir ve gelin konağın önünde toplanan düğün alayına teslim edilmek üzere ata bindirilir. Gelin olan ablasının gidişini konağın damından izleyen Necmiye, "Ben de yetim, sen öksüz ben de yetim, binmişsen aşk atınaa, yavaş get ben de yetim" sözleriyle başlayan hiç duyulmamış olan bir türküyü okur. Düğün alayı bu türkü bitene kadar bekler. Türkü bitince düğün alayı sokak aralarından gelini Mardin Kapısı'ndaki güveyi evine götürür.
     Necip Ağa, konağa girer ve damda bu türküyü okuyan Necmiye'ye sarılır ve ağlaşırlar. 
     
* Bu türkü daha sonra Celal Güzelses tarafından taş plağa okunur.
* Kaynak kişiler: Suphi Martağan, Abdulsettar Hayati Avşar 

                                                   Diyarbakır Kültürü
                                                   Vedat GÜLDOĞAN